26 Kasım 2015 Perşembe

Güzel Günler

Güzel günleeer bizii bekleeer......Diye bir şarkı mırıldanıyorum şu son günlerde. Art arda bir sürü yıkımlar yaşadığımız şu günlerde de hayat bayram olsa dinleyemezdik sanırım. Herkesin psikolojisi alt üst işleri kimsenin yolunda gitmiyo kime sorsam mutsuz patronlar, işçiler, öğretmenler, siyasiler ülkede bir tek mutlu olan insan yok!!!! Ne biliyim kaçmalı belkide, neyin çabasını veriyoruz ki nasıl olsa her şey mahvolacak diye yaşıyoruz. Kimsenin yüzü gülmüyo çocuklar artık çok daha mutsuz. Neden böyle olduk biz?
Ne zaman böyle olduk? Küçükken neden herşey daha güzeldi? Artık sorulara bile cevap yok iyisi mi kulağın üstüne yatmalı çoğunluk neye uyuyosa ona uymalı.
    Baya günlük muhabbetine de döndük ne yapalım benimde edebiyatım bu aslada pes etmem okunmuyorum diye elbet bir gün beni de birileri kale alır okur yazdıklarımı diye düşünüyorum. Çocukluğumdan beri hep birileri okusun istedim anlatmayı ve konuşmayı çok sevdiğimden olacak. Seviyorum kendimi dinletmeyi, bir o kadarda okumayı ve dinlemeyi öyle aştım ki bu aralar yeni bir blog açma derdine düştüm bakalım yeni projeler neler olacak. Yani aslında herşeyi burada yazmak istedim ama kitle çok kurcaladı beynimi burada yaşam ve sosyal hayat diğer blogda stil bakım insanlara bir şeyler aktarmak her ne koşulda olursa olsun güzeldir. Yani ben severim..
Valla oturdum başına ama  benim bile anlatasım gelmiyo hiçbir şeyi ülkemin verdiği kasvetten olsa gerek ama şunu hiç bir koşulda unutmayalım ki güzel günler bizi bekler biz sadece eyvallah diyelim yeter.......

23 Kasım 2015 Pazartesi

PARTESİ SENDROMU



Evet bu girişi yapmamın sebebi sadece Pazartesi  olması değil aslında, nedeni ise benim gibi pazartesi gelsin sendroma gir cuma geldi ohhh tatil havası diyemeyen kesimde çalışan insanlar. Başka hangi meslek grupları vardır bilmiyorum,gerçi birçok özel sektörde durum aynı ama bizim sağlık sektörü daha bir başka.... biri gelir yazar gider sen de ona uyarsın.Bu tarz çalışmak yerine göre iyi aslında mesela benim haftalık tatilim bugün başlıyor anlayacağın benim sendromum falan yok, ama ben yinede pazarmış hissini hiç bırakmam atamam pazarları içimden çocukken deki gibi banyo macerası ve şahane pazar değil elbet onların isimleri" bakım günleri, film geceleri" gibi değişti. Yani anlayacağın ben çalışsam da çalış masamda içimdeki pazar ışığını asla söndüremem pazar hep pazardır pazartesi hep sıkıcı.
Aslında bu yazıyı dün yazıp film önerisi gibi olacaktı ama dün biraz yoğun geçti.Yinede pazar geceleri şahane diziler olsa da ben dünden 2 film önerisi yapacağım neme lazım belki tv dizisi yerine film tercih eden kesimde yanlızım der falan .
1.Filmden başlayalım Paris a tout prix (Paris pahasına) normalde filmlerin orijinal adını pek kullanmam ama çevrildiğinde  baya saçma oluyo be benim yazımımdan bile kötü.Neyse gelelim filmimizee....
film2013 yapımı filmin başrolünde daha önce sadece birini gördüğüm
Stéphane Rousseau ,  Frédéric Chau ,  Cécile Cassel , Tarek Boudali ,  Salim Kechioucehgibi  isimler yer alıyor. Film Fas ve Paris arasında gidip geliyo. Her ne kadar moda üzerine olsada benim çıkardığım en büyük sonuç nereden geldiğini bil ve unutma.Bu bir inceleme yazısı olmadığından mütevellit dahad fazla tüyo veremiyeceğim simdiden iyi seyirler 
2.film ise ölümsüz aşk Benjamin Button ın hatun versiyonu diyelim öyle olsun 2015 yapımı ama bombamı bomba bir film başrollerinde Blake Lively, Michiel Huisman,Harrison Ford gibi sağlam kadro karışılıyor  filmi ilk izlemeye baaşladığımda daha çocukken izlediğim ölüm kadına yakışır geldi hememn aklıma geldi "ölüm kadına yakışır" hayatımın filmidir. neyse filmimizin baş karakteri bir kazada arabası suya düşüp kalbi durduğu sırada çarpan şişmşekle bilmem kaç milyon elektriğe çarpılıp kalbini tekrar oluna sokuyo ama işler soradan karıştığında ne tıp ne bilim çözümü olamıyor bunda tüyolar bayaa önemli o yüzden dahada bir şey söylemeyeceğim hadi bakalım belki bu gece çoğunuz için bitti ama birileri mutlaka uykusuzluk çekiyor olabilir mısırlar patlasın kolalar açılsın herkese iyi seyir iyi gece dileklerimle

20 Kasım 2015 Cuma

Ve Soğuk Geldi...

Evet evet gelmiş hemde bayaa bi gelmiş. Bereler, atkılar, botlar, montlar fora... Bu sezon hitleri felan da  hiç hoşuma gitmez yazmicam galiba belkide yazarım diyorum ama bunların yanında en önemlisi çatlak eller dudaklar galiba en azından ben bunlarla ilgileniyorum... Deneyim tecrübeden bahsetmiştir ilk yazımda ben ne kadarda tecrübe etsem bu havalarda gerçekçi olamiyorum yada yapamiyorum giyim kuşam işlerini ama bende hakliyim galiba Manavgattaki uyan Belege uğra sonrası Antalya Bucak Isparta donduk  tek kelime ile aslında bugün bi gezelim gorelim havasında olacaktı ama malum yeni blogger heycani kamerami unutuverdim evde bende dedim patlat bi soğuk herkesin dilinde almış başını gidiyo gün bitmeden yetistireyin deyiverdim. Ben bu mevsimlerin insaniyim ocakda dogmam bunu sevdiriyo galiba bana hastalığı gribide severim zaten burnunu çeke ceke yat sıcacık ohhh mis. Ama yinede dikkat etmek lazım lahana gibi giyinmek en güzeli alternatif ler yaratmali. Kışa uzandığımız günlerde güzel kışlar doldursun yüreğimizi hep yaz umuduyla..... ( imla felan hakgetire :) 3 dk heycani)

19 Kasım 2015 Perşembe

Hoşgeldim.....

En baştan başlamak gerekirse, her konuya ilgisi olan, her konuyla ilgilenen (tatil,müzik,yemek,sanat,kitap,makyaj,moda,nail art,vs.) deli gibi araştırmaları, deneyimleri, gerek tecrübe, gerek tecrübesizlikleri olan bir insandan tek konuda bir blog oluşturması beklenemez!!! Blogger abaşlamadan önce bu konuyla ilgili de birçok araştırmalar da bulundum ve elde ettiğim sonuçlar arasındaki tek ortak nokta "ilgi alanınız olan bir konu bulun" . Yıllardır birçok blogger ı yakından takip ettim yüzlerce yazı okudum ve çıkardığım sonuca göre kimini beğendim kimini sahte buldum. Düşündüm ki günümüz dünyasında çoğu herkesin elde edemediği bir hayatı döküyorlar kalemlere... Herkesin bir kitlesi olduğu aşikar ama oturduğum yerde bir blog u  okurken hayatta bir fondötene 300 TL vermem deyip de yazan blogger ları da heycanla bekledım. Sonuç bir hiçti.... Ben radyoloji teknisyeniyim ve kendimi bildim bileli çalıştım hiç boş bi anımı hatırlamıyorum gezdim yedim içtim eğlendim hayatımın bu güne kadar olan 24 yıllık kısmı şahane anılarla dolu ve dediğim gibi ben her şeye ilgi duydum hiç bir şeye bağlı kalarak yaşamadım. Hani şu malum söz var ya her şeyi biraz yapacağına bir şeyi tam yap diye ben hiç yapmadım. Fotoğraf çektim,şarkı söyledim,makyaj seminerlerine gittim,kültür turları yaptım,binlerce film izledim, dil öğrenme çabalarına girdim bunlara ramende işimde gayet başarılı bir yere geldim 18 yaşımdan beri iş hayatında olduğumu sayarsak  6 yıllık hayatım böyle geçti. Bugün verdiğim bir kararla da buralara bir şeyler yazma çabalarına girdim belkide kıvırırım bu işi. Blogger bugüne kadar birçok konuda ışık oldu bana birçok bilgiye eriştim ve şu sanal dünyanın en yararlı dalı olduğunu düşünüyorum umarım verdiğim bir bilgi ile hayatınızın bir yoluna ışık olurum okuyan herkese başlangıç yazımda sevgilerimi ver teşekkürlerimi sunuyorum...